virtus_typhon@hotmail.com

                        Erdem Söyler

    Dört yıl önce arenalardaki parkelerde bir çift ayak sesi farklı bir biçimde gıcırdamaya başladı. Kendisinden emin, iddialı, cesur bir şekilde NBA’e girdi bu genç adam. Tüm zamanların en iyisi, majesteleri Michael Jordan’dan sonra onun forma numarası olan 23’ü alması ve adeta “yeni Jordan benim” der gibi bir durum içinde olması ilk önce onda insanlara karşı  bir soğukluk, şımarıklık, kendini beğenmişlik gösterdi.

    Bunlar ta ki Lebron James’in NBA’de aranan yeni, taze bir kan olacağına inanılmaya başlandığı ana kadar sürdü ve Cleveland Cavaliers’a gelişi her şeyi değiştirdi, tıpkı eski ismi Gund Arena olan şimdiki ismiyse Quicken Loans Arena olan ve yenilenen salon gibi.

    Lebron “esti gürledi” biçiminde atıldı, çıktı sahneye ve hiç mütevazi tavırlar takınmaması ise sıradanlık, alçakgönüllülük bekleyen insanların pek hoşuna gitmedi ilk başlarda.

    İlk zamanlarındaki All Star maçında da ıslıklandı, yuhalandı , büyük bir tepki çekti oyunundaki bencillik nedeniyle. Ama onun bazı zamanlarda söylediği ve basketbol dergilerinde de çıkan sözlerinden anladığım hırs gerçekten mütevaziliği kabul edemeyecek kadar sıradışı olması, sıradanlığı kabullenememesini gösteriyor. Ve her zaman dikkatimi çeken Lebron hakkındaki kıyaslamalar olmuştur. Kobe-Lebron, Lebron-Wade, ve bunların üçünü de bir araya katarak yapılan kıyaslamalarda illa ki içlerinden birinin mükemmel, diğerlerini at çöpe gibi düşüncelerle yorumlar yapılması hiç de şaşırtıcı gelmiyor. Bu insanların bir çok yıldız oyuncunun bir arada bulunabilmesini kabul etmemelerinden kaynaklanıyor. Her zaman tek bir –en iyi- olması gerek düşüncesinden sıyrılmak etraftaki diğer oyuncuları da görebilme şansını bize verir. Bu söylediğim oyuncular kıyaslandığında her birinin diğerine üstün gelen tarafları olduğu gibi eksik yanlarınında olduğu görülecektir.

    Bunlardan daha fazla bahsetmeyeceğim çünkü konu Lebron James ve biraz ondan bahsedeceğim.

    O, fiziki açıdan bakıldığında ne yaşıtlarında ne de eski basketbolcularda az rastlanır bir avantaja sahiptir ve onun bir örneğini daha bulmak zordur.

    NBA’e ilk geldiğinden bu yana kendisiyle birlikte Cleveland’ı da yükselten ve 2007’de finalde San Antonio Spurs ile final oynayan –ancak orada pek iyi performans sergileyemediler, ve Spurs maç kaybetmeden şampiyon oldu.- Cavaliers bu sene ise orta karar bir performans sergiliyor. Şimdi yazacağım küçük istatistikler SLAM’in Ekim 2007 sayısının 47. Sayfasından aldım ve şöyle:” Lebron play- off’u 25 sayı, 8 asist, 8 ribaund ortalamalarıyla tamamlayan, el yakan topları kullanıp maç kazandıran bir oyuncu olarak gerçek basketbolun oynandığı play-off’ta kendini ispatlayıp yıldız oldu artık.”

    Gerçekten geçen yıl özellikle Detroit serisi Lebron’un kendisini herkese kabul ettirdiği maçlar dizisidir. Yedi maçlık seride Lebron’un başı çektiği Cleveland herkesin favorisi Detroit’i geçerek Spurs ile final oynamıştı.

    2006 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda Japonya’da ABD takımı oranın göz bebeğiydi, her zamanda öyle olmuştur –dream team- lakaplılar için. O kadroda tabi eksikleri de vardı Dream Team’in. ABD starları orada pek zorlanmadan yarı finale geldiler, gelirken de oyuncuların kendi istatistikleri için oynamaları ön plandaydı. Nitekim yarı finalde elendiler, orada aklımda kalan Lebron’un performansının yanında, bir de değişik bir selam veriş şekliydi, attığı basketlerden sonra. Lebron’un itibarını da arttırdıtabi 2006 yazındaki performansları.

    NBA’e dikkatlice bakıldığında, büyük bir yıldız oyuncusu olmayan takımların seyircileri de maçlara pek rağbet etmemektedirler. Mesela Atlanta’nın maçı ne zaman denk gelse koltıklarını boş görüyorum. NBA’in patronu David Steurn zaten bunların çözümü olarak draft seçimlerindeki gençlere bel bağlamış durumda.


            Yine Lebron’a geliyorum. Evet, o çok başarılı maçların ardında galibiyetler yaşadı ve yaşayacak, MVP oldu ama eksik olan şey “ŞAMPİYONLUK” . Çok yaklaşmışlardı fakat başaramadılar, ben bundan sonra Cleveland’ın oraya kadar gelmesinin zor olduğunu düşünüyorum. Çünkü geçen sene gördük ki Lebron’un üstün gayreti bile yıllardır belli bir oyun şekli ve savunma gücü olan Spurs karşısında direnemedi ve aynı şeyi Cleveland eğer yeniden yapacak olsa bile bu sefer onları daha yaratıcı, güçlü bir takım bekliyor, “LAKERS”.     

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
.

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »